English      Ana sayfa > Açık Forum (Herkese açık) > KURANDA Kİ BÜYÜK SORUN = GÖK VE GÖKLER
[ Oturum açma sayfası ]     Kullanıcı :   Parola :

  KURANDA Kİ BÜYÜK SORUN = GÖK VE GÖKLER


Yanıt Yaz    Sayfa  <1 678
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
antiateist
Simge
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009
Konum : ankara
Aktif Durum : Aktif Değil
  Alıntı antiateist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 14 Şubat 2010 Saat 20:52
Orjinalini yazan: Arif Aydogmus

Merhaba sevgili "Sema ed-dünya ifadesini "Dünya Göğü" olarak çevrilmesinden yanayım. Zaten Arapçasında Dünya geçiyor." bu ifade de bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa ahmakça olur. Metinde "dünya" geçiyorsa "dünya" demek çeviri midir?


Bu ifadeyi Kuran'dan baktım ve beni doğruladığını gördüm.

fî el hayâti ed dunyâ     : dünya hayatında

Olarak çevrilmiş. Bakara 85' de.

Yani bu ayet "dünya göğü" olarak çevirilebilir. "aşağı gök" olarakta çevirebiliriz tabi.

Ama "dünya göğü" olarak çeviren birisine de "bu çevirimidir? tarzı sitemlerde bulunulamaz.

http://islamidusunce.googlepages.com/

"Kibir en sevdiğim günahtır."
Yukarı Dön
Arif Aydogmus
Simge
Gönderilenler : 481
Üyelik : 16 Mayıs 2008
Konum : Istanbul
Aktif Durum : Aktif Değil
  Alıntı Arif Aydogmus Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 15 Şubat 2010 Saat 01:53
Merhaba sevgili Antiateist;

elbette Kuran doğrulayacak çünkü söylem Kuran'ın zaten...
Dikkat edersen "çevirmek" ifadesi ekseninde konuşuyoruz. (Translating)

"Elhamdu lillahi rabbil alemin" ifadesi
"Hamd alemlerin rabbi olan Allah'a" olarak söylendiğinde bu bir çeviri midir?
Araya yalnızca bir tane türkçe sözcük ekleyerek çeviri yapılabilir mi ki?

"Black Hawk Down" ifadesini
"Black Hawk down oldu" olarak yazmak çeviri midir?

Bir dilden bir dile çeviri yapmak demek, orijinal metni hedef dildeki sözcüklerle ifade etmek demektir.

Türkçe de; "hayat", "dünya", "sema", "rab", "bina", "isim" gibi sözcükler var mı ki?
Bu sözcükler bedevice...
Türk dilindeki karşılıkları ise "yaşam", "adlandırma kaynağı", "eğitmen", "yapı", "ad"dır.

Dolayısıyla "çeviri" yapılırken hedef dildeki sözcükleri kullanmak zorunluluktur. Aksi halde zaten "çevirilmediği" için "çeviri" denemez...

"Hayati ed-dünya" bir ad tamlamasıdır. "Dünya" sözcüğünün önündeki "el" takısı ile belirtilme sağlanmış ve "hayat" sözcüğü ile vurgulanmıştır.

"Dünya" sözcüğü, "DNV" kökünden gelir, eş kökenli olarak, "edna", "dana" sözcüklerini pek çok ayette görebiliyoruz. Anlamı ise mesafe anlamında "yakınlık"tır. (Beri, yakın)

Örneğin, Rum suresinin ilk bir kaç ayetinde "edna" formunda "yeryüzünün yakınları, berisi" olarak geçer.

Enfal suresinde; "dünya" formunda "Siz vadinin beri (yakın) yamacında" olarak geçer.

"Hayati ed-dünya" > "Yakın (beri) Yaşam" anlamına gelir.
"Sema ed-dünya" > "Yakın (beri) adlandırma kaynağı" anlamına gelir.

"Hayati ed-dünya" ifadesini "Dünya hayatı" olarak kullanmak yasak değil kuşkusuz. Dileyen dilediği gibi kullanabilir. Ancak bu biçimde kullanıp bunu "çeviri" olarak sunmak doğru olmadığı gibi kendiliğinden gülünç olmuyor mu? "Neyi neye çevirdiniz?" diye sorana verilecek bir yanıt yok!

"Dünya" (yakın, beri) sözcüğünün geçtiği ayetlerden yalnızca bir iki tanesini okuyarak edinilen "gezegen" algısını, sözcüğün anlamı diye sunmak doğru bir iş sayılmaz. Sözcüğün anlamı olduğu gibi verilmelidir. Algı okuyucuya bırakılmalıdır. Siz, birincil algı olarak "gezegen" anlayabilirsiniz ve buna kimse "yanlış" diyemez. Başkası birincil algı olarak başka bir şey anlayabilir ve buna kimse "yanlış" diyemez.

Yanlış olan, sözcüğün herhangi bir algısını "ANLAM" olarak vermektir.
Kaldı ki, üzerinde yaşadığımız gezegeni, yer küreyi ifade etmek için Kuran "ard" (arz) sözcüğünü zaten içerir.

"Ard" ve "Dünya" sözcüğünü eş anlamlı olarak sunmak hatalıdır. Aynı anlamda olsalar zaten aynı sözcük olurlardı.

Dil konusunda yanlış (ya da az) bilinen bir konu ise, eş anlamlı sözcüklerdir.
Bir dilde eş anlamlı sözcük olmaz aslında. Eş anlamlı olarak kullanılan sözcükler için temel olarak iki durum söz konusudur.
1-) Bir tanesi mutlak yabancı bir dilden alınmıştır.
2-) Bir tanesi yakın bir anlamlıdır ancak vurgu farkı (nüans) vardır.

Ancak, incelediğimiz örnekte, "dünya" ve "ard" sözcükleri bedevi dilinde eş anlamlı olmadığı gibi yakın anlamlı da değiller.

Söz konusu yakın ya da benzer anlamı vurgulamak ise, "Ard" sözcüğü ile "Kevkeb" sözcüğünün karıştırılmasını anlayabilirdim.

Göksel anlamda gezegenleri, (gökteki yer küreleri) ifade etmek için "kevkeb" sözcüğü kullanılır. Üzerinde yaşadığımız yer küreyi ifade etmek için ise "ard" sözcüğü kullanılır. (Aslında toprak - karayı ifade eder)

Bu anlamda bir yakınlık, benzer anlamlılık olabilir. Bu iki sözcük karıştırılsa ya da biribiri yerine kullanılsa çok yardırganmayabilirdi.

Ancak "yakın" sözcüğü ile "yer küre" sözcüğünü biribirinin yerine kullanmak,
a-) Bilebile saptırma
b-) Bilgisizce süre geleni aynen alıntılama
olabilir.

Üzülerek söylemeliyim, Kuran'ın kullandığı bedevi dili, konuşulduğu coğrafyada dahi yabancılaşmıştır. Yabancılaşan dilden ise türkçeye daha da bozularak çok fazla alıntı yapılmıştır. (Özellikle Selçuklar döneminde Farsça, Osmanlı döneminde Bedevice)

Yüz yıllarca yürüyen ve bozuk bir temele yerleşik bu alıntılar silsilesi hepimizde yerleşik ön yargılı anlamlar olmasına neden olmuştur. Ancak, tüm çağlarda Kuran'da kullanılan sözcüklerin doğru karşılıkları her coğrafyada bilinmiş ve dile getirilmiştir. Bugün bunları ilk kez burada bizler dile getirmiyoruz. (Örneğin, yakın dönemde Mehmet Akif'in bu konuda önemli söylevleri vardır.)

Konuları "algılar" ekseninde konuşmak elbette olasıdır, ancak algılar ekseninde konuşurken, algıları "Budur." biçiminde sunamayız. Sözcükleri oldukları gibi çevirip, üzerine algılarımızı yazabiliriz.

Doğrusunu söylemek gerekirse, doğru anlamlarını karşısına yazıpta yıllardır oturtamadığım, anlayamadığım, incelediğim bazı sözcükler var. Ancak ben, henüz onları kavrayamadığım için, ön yargıyla bildiğim kaymış, daraltılmış söylevleri "ANLAM" olarak veremem.

Çevirmenlerin genellikle düştüğü büyük sıkıntı aslında bu noktadır. Televizyon programlarında Kuran adına, çevirisi olan olmayan "ilahiyatçı, hoca, uzman" sıfatıyla konuşan pek çok kişide gözlemleyebilirsiniz;

"Şu sözcüğün anlamı budur. Ancak kastedilen o değildir, şudur." derler...
!!!???
Sözcüğün anlamı o ise, siz onu vermekle yükümlüsünüz. Kendi algınızı "budur" diye veremezsiniz.

Umarım bu defa daha açık olmuştur.

Sevgiyle...
Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir; soru sormak aklın dindarlığıdır.
http://www.arifaydogmus.com
Yukarı Dön
antiateist
Simge
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009
Konum : ankara
Aktif Durum : Aktif Değil
  Alıntı antiateist Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 04 Mart 2010 Saat 06:20
22/65
"...ve yumsikus semâe en tekaa alel ardı illâ bi iznih(iznihî)..."

yumsiku : ve tutar

"...İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor..."

35/41
İnnallâhe yumsikus semâvâti vel arda...

yumsiku: tutar

"Şüphe yok ki Allah, gökleri ve yeryüzünü tutar..."


Göğü tutma eylemi için kullanılan sözcük aşağıda kuşu tutmak için kullanılmış.

67/19
E ve lem yerev ilet tayri fevkahum sâffâtin ve yakbıdn(yakbıdne), mâ yumsikuhunne iller rahmân(rahmânu), innehu bi kulli şey’in basîr(basîrun).

mâ yumsiku-hunne: onları (havada) tutmaz (düşmekten alıkoymaz)

Üzerlerinde düzenli sıralar halinde kanat çırpan kuşları görmezler mi? Rahman'dan başkası onları tutmuyor. O herşeyi Görendir.

http://islamidusunce.googlepages.com/

"Kibir en sevdiğim günahtır."
Yukarı Dön
Yanıt Yaz Sayfa  <1 678

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Ana sayfa | Kayıt Ol | Hepsini okundu say | Cookieleri sil
Diğer siteler | Hakkımızda

Önerilen tarayıcı Yeni İslam Forum'un en iyi görüntülenmesi için Mozilla Firefox tarayıcısı kullanmanız önerilir.

Copy-left - Hiç bir hakkı saklı değildir. - 2008 Yeniislam.com

RSS Feed