

| Yazar | |||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Konu: KURANDA Kİ BÜYÜK SORUN = GÖK VE GÖKLERGönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 02:06 |
||||||||
|
Kuran'da bilimle uyuşan ayetler olduğu gibi uyuşmayan ayetlerde gözlemliyorum. Bugüne kadar bilimle uyuşan ayetleri gösterdim. Şimdi farklılık olması açısından Kuran'da bilimsel olarak hatalı gördüğüm konuları eleştireceğim.
1) GÖK VE GÖKLER KAVRAMI Kuran'da gök bina gibidir; O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan...2/22 Ve bu binanın doğal olarak bir tavanı; Göğü korunmuş bir tavan yaptık... 21/32 Ve de bir genişliği vardır; Eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. 57/21 Kuran'da yer alan göğün bir binadan tek farkı; tavanının desteksiz bir şekilde havada kalmasıdır. Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten.... 13/2 Ve bu tavan yere düşmemesi için tutulur; Ve göğü, izni olmadan yerin üzerine düşmekten alıkoyduğunu görmez misin? 22/65 Bilimde yer alan gök. 1) Gök 3boyutlu evrende her yeri kapsar. Tavan gibi bir kavramı yoktur. 2) Göğün düşmesi gibi bir kavram yoktur. Gök soluduğumuz hava dahi heryerdedir. Gök düşmesi diye bir şey yoktur. 3) "Göğün eni" tarzında bir kavramdan da bahsedilemez. 4) Gök 3boyutlu evrende her yeri kapsar. Bina tarzı bir benzetme söz konusu olamaz. Kuran'da yer alan betimlemeler gök ilminin henüz bilinmediği bir zamanda, bir insan tarafından tespit edilebilecek gözlemlerdir. Gece gökyüzüne bakın. Önce onun bir sınırı olduğunu düşünerek tavan betimlemesi yapabilirsiniz. Daha sonra havadaki yıldızlar dikkatinizi çeker ve bu yıldızların havada nasıl asılı kaldığını düşünebilir ve bunun birileri tarafından tutulduğunu düşünebilirsiniz. Ve bu yıldızlar tutulmadığı taktirde bunların dünyaya düşeceğini düşünmek herkesin aklından geçirebileceği bir durumdur. Aynı şey tavanı olan gök içinde geçerlidir. Göğünde düşebileceği düşünebilirsiniz. Kurandaki gök ile ilgili ayetleri ancak böyle yorumladığımda yerli yerine oturuyor. Başka önerisi olan varsa buyursun. Bilimsel olarak gördüğüm başka hatalarıda "madde 2" olarak daha sonra vereceğim. selam. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 02:06 |
||||||||
|
Bir kere bütün meteorolojik olaylar atmosferin Troposfer tabasında meydana gelir. Bu tabakanın kalınlığı 6 ile 16km arasında değişir.
1) O, yeryüzünü sizin için oturulabilir hale soktu ve göğü de bir yapı kıldı. Gökten su indirdi ve onunla rızık olarak size çeşitli ürünler çıkardı. Bile bile ALLAH'a eşler koşmayın. 2 / BAKARA – 22 Burada gök atmosfer(Troposfer) olmalı. Çünkü ondan su indirdik diyor ayet. 2) Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece 'Ol,' der ve olur. 2 / BAKARA - 117 İşte burada evrenden mi bahsediyor yoksa sadece atmosferden mi ? Diyelimki burada evrenden bahsetsin. (Mitolojiyi bir kenara bırakıp Kuranın doğru olduğunu kabul ediyoruz. O halde burdaki ifade samanyolunuda kapsayan EVREN olmalı) 3) Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, eni göklerle yeri kapsayan ve erdemliler için hazırlanmış olan cennete doğru koşun. 3 / ÂLİ İMRÂN - 133 En önemli ayet. Eğer göklerden kasıt "atmosfer" ise, cennetin eni sadece 10bin km yada maksat Troposfer ise cennetin eni 16kmden ibaret olacaktır ve bu küçük bir alandır. Cennettin büyük olduğunu düşünürsek, buradaki gökler kavramı "evren" olmalıdır. ( 2. madde ile uyuştuğunu görüyoruz. ) 4) Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi? Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş, üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. Derken, onları kendi günahlarıyla helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk. 6 / EN'ÂM – 6 Yine buradaki tekil GÖK (es semâe) ifadesi atmosfer(Troposfer) olarak alınmış. Şimdi ne kabul ettik: GÖK=ATMOSFER yada TROPOSFER GÖKLER=EVREN Bundan sonra vereceğim ayetlerde "gök" yerine "atmosfer", "gökler" yerine "evren" koyacağım. Bakalım; Görebileceğiniz bir direk olmadan EVRENİ yükselten, sonra tüm yönetime egemen olan, güneşi ve ayı buyruk altına alan ALLAH'tır. 13 / RA'D - 2 (ŞİMDİ BU OLDU MU SİZCE ? "EVRENİ YÜKSELTEN?") devam edelim; Biz, EVRENİ, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. 15 / HİCR - 85 (BUNDA SORUN YOK) ATMOSFERİ, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık. 21 / ENBİYÂ – 16 Biz, EVREN, yer ve aralarındakileri oyun eğlence için yaratmadık. 44 / DUHÂN - 38 Bu son iki ayet tıpa tıp aynı olmasına rağmen nedense birinde gök tekil, diğerinde çoğul olarak kullanılmıştır. ATMOSFERİ gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz. 51 / ZÂRİYÂT - 47 (OLMADI) O, yeryüzünü sizin için oturulabilir hale soktu ve ATMOSFERİ de bir bina kıldı. ATMOSFERDEN su indirdi ve onunla rızık olarak size çeşitli ürünler çıkardı. 2 / BAKARA – 22 (FENA SAYILMAZ) Sonra duman halindeki ATMOSFERE yönelerek ona ve yere, 'İsteyerek veya istemeyerek (kaostan çıkıp) gelin,' dedi. Onlar da, 'İsteyerek geldik,' dediler. 41 / FUSSİLET – 11 (OLDU) Böylece onları iki günde EVREN olarak tamamladı ve her ATMOSFERE özel yasaları bildirdi. Ve biz dünya ATMOSFERİNİ ise lambalarla ve koruma sistemiyle donattık. Bu, Üstün ve herşeyi Bilen'in planıdır. (KARMAN ÇORBAN) Gördüğünüz gibi işler iyice karıştı. Hangi ayet neden bahsediyor anlayamıyorsunuz. AMA EVRENİ UNUTUP, 1400 YIL ÖNCEKİ İNSANLAR GİBİ DÜŞÜNÜRSEK; EVREN YOK, GÖK SADECE DÜNYANIN ÜSTÜNDE BULUNAN 7 KATTAN OLUŞUYOR. BİRDE AYETLERE BU ŞEKİLDE BAKALIM. TEKRAR AYETLERİ VERİP KALABALIK YAPMIYORUM. BAKIN NASIL AYETLER YERLERİNE OTURACAK! selam. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
Arif Aydogmus
Gönderilenler : 481
Üyelik : 16 Mayıs 2008 Konum : Istanbul Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 03:33 |
||||||||
Kuran’ın Doğruluğunu Teyit EtmekÜyesi olduğum bir e-ileti grubuna, Kuran’ın (veya herhangi bir kaynağın) doğruluğunu test etmek ile ilgili gönderdiğim bir düşüncemi burada da paylaşmak istedim.Sevgiyle… *********************************** Sevgili Toprak’ın iletisini okuyunca aklıma geldi ve paylaşmak istedim. Kuran’ın tanrısal bir kaynak olup olmadığı, her ana hitap edip etmediği, her şeye bir cevabı olup olmadığı konusuyla ilgili bir düşüncemi aktarmak istiyorum. Kuran kendisinin yeterli olduğunu ve yukarıda saydığımız maddelere cevaplar içerdiğini iddia ediyor. Biz ise sorduğumuz soruların bazısına cevap bulabilirken bazısına bulamadığımızı görüyor ve Kuran’ın yetersiz yada çağa uygun olmadığını veya Tanrısal olmadığını haklı olarak düşünebiliyoruz. Bu bakış açısı doğru mudur değil midir? Bunun için evrensel bilgilerden faydalanarak bir egzersiz yapalım. Öncelikle şunu söyleyebiliriz. Bilim kuralları gereği bir önerme koşullara sahiptir ve önermenin doğruluğu koşulların doğruluğuna bağlıdır. Koşulların doğrulanma yönteminide yine önermenin barındırması gerekir. Bu anlamda Kuran’ın önerme ve koşullarına bir kaç örnek verip üzerinde egzersizi devam ettirelim. (Not: Aşağıdaki önerme ve koşullar en yalın ifade olarak seçilmiştir. Önermeler ve koşullar sadece bunlarla sınırlı değildir) ÖNERME: Kuran kendisinin Allah katından olduğunu ve cevaplar içerdiğini iddia ediyor. Bu iddiasının doğruluk kazanması için verdiği KOŞULLAR: a-) Kendi içerisinde çelişki olmadığını düşünerek araştırmanız gerektiğini, Bu iddianın doğruluğunu test etmek için verilen koşulların eksiksiz olarak yapılması gerekir. Aksi halde zaten önerme bu koşulların sağlanmaması halinde yanlış olacaktır. Belirtilen koşullarda Kuran’ın incelenmesi bize Kuran’la ilgili daha doğru bir perspektif kazandırıp hakkında daha doğru bilgi edinmemizi sağlayacaktır düşüncesindeyim. Önermeyi test sürecimiz yanlış veya doğru olarak sonuçlanabilir bunun hiç bir önemi olmayadabilir. Ama önemli olan bir kaynak hakkında bir iddiada bulunurken kaynağı kendi içerisinde objektif olarak değerlendirmektir. Bir örnekle açıklamak istiyorum. a = a Eşitliğin bir tarafı “a” ortak parantezine alınır diğer tarafıiki kare farkı çarpanlara ayırma yöntemiyle yazılırsa ifade a.(a-a)=(a+a).(a-a) olarak yazılır. Eşitliğin iki tarafı (a-a) ifadesine bölünerek ; a=(a+a) yani a=2a ve a’lar sadeleşirse 1=2 sonucu çıkar. Ortalama bir matematik bilgisi ile buna benzer bir çok eşit olmadığını bildiğiniz eşitlikler çıkarabilirsiniz. Ve bu sonuçlara bakarak matematiğin çelişkili olduğunu rahatlıkla iddia edebilirsiniz. İçerisinde çelişki olduğu için matematiği bir safsata veya uydurma olarakta düşünebilirsiniz. Ama bu yaklaşımınız “göreli ve önyargılı” olmakla birlikte konu ile ilgili yetersiz bilginizden kaynaklanır. Çünkü siz matematiği kendi önerme ve koşulları içerisinde değerlendirirseniz yukarıdaki işleminizin ve sonucunda vardığınız hükmün yanlış olduğunu farkedebilirsiniz. Matematik önermeleri içerisinde size koşul olarak “0 / 0″ ifadesinin tanımsız olduğunu ve bu ifade ile karşılaştığınızda işlemin devamınında bir anlam ifade etmeyeceğini söyler. Yani eşitliğin her iki tarafını (a-a) ya bölmek demek (a-a) sıfır olacağından 0/0 ifadesine çarpar. Bunun gibi eğer siz Kuran’ı kendi sunduğu koşullar içerisinde değilde “önyargılı veya göreli” ve Kuran hakkında eksik bilgi ile sorgularsanız içerisinde yüzlerce “çelişki, anlamsız mesaj, vs” bulmanız çok olağan bir durumdur. Kuran’ın verdiği koşullarla Kuran’ı incelediğinizde Kuran size eğer bir çelişkiye sahipseniz bakış açınızda bir yanılsama veya eksiklik olabileceğini bakış açınızı değiştirmeniz gerektiğini söylüyor. Demek istiyorum ki, her neyi inceliyorsak inceleyelim hakikaten ve içtenlikle objektif olalım. Kuran’ın tanrısal olup olmaması önemli değil, Kuran’ı zaten kabul etmek istemiyorsanız eğer, onun çelişkili olduğunu kanıtlama veya eksik bilgi içerdiğini söyleme çabalarınız anlamsızdır. Yok eğer Kuran’ı sorgulayıpta ona inanıp inanmamaya karar vermek istiyorsanız “eksiksiz objektif” yaklaşmalı ve yukarıda bahsettiğimiz gibi kendi önerme ve koşulları içerisinde değerlendirmelisiniz. http://arifaydogmus.com/kuranin-dogrulugunu-teyit-etmek/ |
|||||||||
|
Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir; soru sormak aklın dindarlığıdır.
http://www.arifaydogmus.com |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 04:45 |
||||||||
|
Arif, konu hakkında benim eksik bildiğim yada senin doğru bildiğin verileri yazarsan daha faydalı olabilir. Aksi halde tekeri havada olan bir bisiklette pedal çevirmeye döner olay. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
Turgut
Gönderilenler : 96
Üyelik : 18 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 13:01 |
||||||||
|
< ="-" ="text/; =utf-8"> Selam,
Kuranın Kainatı (künler-Evren) anlatırken onu bir “bina” gibi ifade etmesi, bir “benzetmedir”.
İnsanın da “BüNYesi” derken, aslında insanın bedenini de “binası” olarak ifade ederiz.
“binasını sağlam yere yapan ile kaygan bir zemine yapan hiç bir olurmu” derken; insanın kendi gelişiminde ve eylemlerinde, kendisini yetiştiriken dayandığı bilginin sağlam – gerçek olması gerektiği vurgulanır.
Biz bu ifadeleri duyduğumuzda; yahu insan – evren hiç bir bina olarak ifade edilirmi? İfadeler sanki bir binayı anlatıyor demeyiz.
Binadan tavandan yerden kasıt bir “YAPI” dır. Bir binayı / yapıyı veya inşaatı yaparken; Bilgi, Teknik, Hesap, Denge, Plan-program gibi yaratıcılık (Rahman) vasıfları olan yüksek yetenekler “Gereklidir”.
Kuranda bir özellik vardır: aynı ifadeler kimilerini hidayete sevk ederken kimileri için aynı ifadeler birer tuzaktır. Bu noktada Kurana aynı zamanda “şeytan tuzağı” diyorum. Eğer içinde şüphe Ya da kötü Zan varsa arttırır / Allaha iman - hidayet varsa onuda arttırır.
Burada önemli olan kişinin “yönelimidir” yani Kurana / evrene nasıl baktığıdır. Özetle önemli olan kişinin kim veya nasıl biri olduğudur.
Diğer bir benzetme ile insan, projeksiyon makinesi gibidir, içinde nasıl bir resim var ise dışarda gördüğü resimde odur.
Sevgi ve selam ile. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
Arif Aydogmus
Gönderilenler : 481
Üyelik : 16 Mayıs 2008 Konum : Istanbul Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 04 Şubat 2010 Saat 18:58 |
||||||||
|
Merhaba sevgili Antiateist; zaten sorunun kaynağı "sensin / sende". Benim incelemelerim, okumalarım senin çelişki ya da aykırı gördüğün yerlerde bir soruna çarpmıyor. Yazımda da anlatmak istediğim ve sevgili Turgut Ağabeyimin benden çok daha net ve sade ifade ettiği gibi; "Nasıl yaklaşırsak onun mislini alırız." Fizikçesi; etki ne ise tepki odur. Bu kitabın (daha doğrusu yaratıcının) iddiası; herşeyin bir denge ile biribirine bağlandığıdır. Kitabın ayetleri de böyle... GÖK diye çevrilen sözcük "SEMA"dır. Ancak "SEMA" sözcüğü, "İSİM, ESMA" sözcükleri ile aynı kökten geliyor. Anlamı ise, adlandırma kaynağıdır. GÖK dediğimiz şey, insanların adlandırma yaparken başvurduğu görüş açısındaki herşeydir. Örneğin; atmosfer dışına gönderdiğimiz gözlem evlerinden ve yerden yaptığımız gözlemlerden hareketle uzaklarda, çok uzaklarda "Galaksi", "Nebula" vb gök cisimlerinden söz ediyoruz. Peki, "Nebula" ne demek? Latince kökenli bu sözcük "BULUTSU" anlamına geliyor. Gördüğümüz ve "tanımladığımız" bu şey gerçekten de bir bulut gibi mi? HAYIR. Onu "adlandırırken" başvurduğumuz kaynak yaşadığımız çevredir. Yaşadığımız çevrede "bulut" adını verdiğimiz olguya benzettiğimiz için uzakları, çok uzakları dahi betimlerken bu "ADLANDIRMA KAYNAĞINDAN" yapmak durumunda kalıyoruz. İşte, yaratıcı, "SEMA" derken adlandırma kaynağından bahsediyor ve bu adlandırma kaynaklarının 7 aşamadan oluştuğunu bildiriyor. Ayağımızı bastığımız topraktan Güneş'e kadar olan bölüm 1.Sema (Adlandırma kaynağı) yani "Semaüd-dünya" (Yakın Adlandırma Kaynağı)dır. En yakın adlandırma kaynağı (Semaüd-dünya) ise gezegenlerle (kevkeb) donanmıştır. Gündüz ve gece, Güneşe, Aya, yakınımızdaki Gezegenlerede kadar olan bölgeye yani yakın çevremize bakıp gördüklerimizle EVRENİ ŞEKİLLENDİRİR, TANIMLARIZ. Eğer, ufkumuz GALAKSİ sınırlarına kadar genişlerse evreni anlama, adlandırma konusunda daha çok yol alabileceğimizi vurgular. (2. SEMA) ve bunun gibi 7 aşama... "Göğü 7 kat yarattık, yerden de mislini..." der bir ayet... Bu ayet aynı vurguyu yön değiştirerek yapar. Yani, UZAY'dan KUANT'a yöneltir bakışı... "ATOM" dediğimiz sözcük yine latince kökenlidir ve "KUM TANESİ" anlamına gelir. Eski zamanlarda parçalanamayan en küçük yapı olarak KUM TANELERİ görüldüğünden bu ad ile anılmıştır ve bizlerde o alışkanlığı sürdürüyoruz. Oysa "atom" (kum tanesi) ile "atom" (kimyasal anlamıyla) arasında gezegen ile elma arasındaki kadar fark var. :-) "Atom altı" dediğimiz bölge içinde adlandırmalar yaparken yine yakın çevremizi "adlandırma kaynağı" olarak kullanırız. "SEMA" sözcüğünün anlamına bakıldığında bu kavramlar yerlerine oturacaktır. *** İkinci olarak, sunduğun bakış açısında önemli bir hata bulunuyor. "Gök bina gibi mi?" yargısında kullanılan mantığı diğer ayetlerde işletirsek; benzer pek çok çelişkili gibi görünen ancak mantık temeli pek sağlam olmayan sonuçlara ulaşabiliriz. "Allah insana ÖMÜR" verdiğini söyler. ÖMÜR sözcüğü, "imar, mimar, imaret, umre" gibi sözcüklerle aynı kökten gelir. Anlamlar ise "YAPI, YAPIM, YAPIMCI, YAPIT vb."dir. O halde; Allah insana ne vermiş? Bu ayetide "uymayanlar" listesine eklemelisin. Bunun gibi sözcük anlamları bilinmeden "ezbere" söylenen ama mantık hataları ile dolu olan o kadar çok konu varki bu noktaları yaklaşık 2 yıldır bu forumda paylaşıp, sunuyoruz. Sevgiyle... |
|||||||||
|
Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir; soru sormak aklın dindarlığıdır.
http://www.arifaydogmus.com |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Şubat 2010 Saat 02:13 |
||||||||
|
Arif şimdi teker teker gidelim.
Bir kere anlatmak istediğini iyi anlıyorum ben. 5 yıldır Kuranla iç içeyim, ne demek istediğini iyi biliyorum. Fakat eğer "bina" sözcüğü bilimsel bir ifadeye dikkat çekseydi (Alak gibi) inan ki bu sözcüğün altından çok şey çıkarılacaktı. Fakat iş böyle olmayınca bu sözcük üzerine gidilmiyor. "Bina" burada mecazi bir manada öylesine kullanılmış, kafaya takılmaması gereken bir sözcük gibi sunuluyor. Üstelik bu "bina" sözcüğü "tavan" sözcüğü ile desteklendiğini görmemizr rağmen. (Oysa ben senden şöyle bir cevap beklerdim: hayır serkan, bina ve tavan için kullanılan sözcük daha derin anlamları ifade ediyor. Mealciler bu sözcüklere "bina" ve "tavan" diyerek sözcüğün vereceği ifadeyi kısıtlamışlardır. Arapçada bina için "..." sözcüğü, tavan için "..." sözcüğü kullanılırken bu ayetlerde farklı anlamlarıda içeren sözcükler kullanılmış.) Şimdi bir test yapalım. İki şema asacağım ve sorular soracağım
ŞEMA(1)
ŞEMA(2)
Farzetki şema(2) de yer alan küçük noktalardan biri Dünya. Soru1) O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan...2/22 Göğü korunmuş bir tavan yaptık... 21/32 Bina ve bir tavan...Bu anlatım daha çok şema(1) ile mi örtüşüyor yoksa şema(2) ile mi? Soru2) Eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. 57/21 Kalın çizdiğim ifade daha çok şema(1) ile mi örtüşüyor yoksa şema(2) ile mi? Soru3) Görebileceğiniz bir direk olmadan gökleri yükselten.... 13/2 Bina, Tavan ve en sonuncusu Direk. Bu elimizdeki 3 yapı(benzetme) daha çok şema(1)'de ki bir sistememi ait olabilir yoksa şema(2)'deki gibi bir sisteme mi? Soru4) Ve göğü, izni olmadan yerin üzerine düşmekten alıkoyduğunu görmez misin? 22/65 Kalın çizdiğim ifade daha çok şema(1) ile mi örtüşüyor yoksa şema(2) ile mi? (Aslında hiç biri ile örtüşmüyor. Fakat mantık olarak en yakın olanı seç) not: Evreni şema(1) gibi düşünen eski insanların, oradaki katmanların yere düşebileceğini sanmalarını da eklersek, ona göre seçim yap. Şimdilik sorularım bu kadar. Sonrasında tekrar yazacam birşeyler. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Şubat 2010 Saat 02:19 |
||||||||
|
Edit: Cevap seçeklerinde sadece şema(1) ve şema(2) var. "Hepsi" yada "Hiçbiri" adında bir seçenek yok.
Ona göre cevap verirsen sevinirim. |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
Arif Aydogmus
Gönderilenler : 481
Üyelik : 16 Mayıs 2008 Konum : Istanbul Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Şubat 2010 Saat 04:41 |
||||||||
|
Merhaba sevgili Antiateist;
Tavan sözcüğünü bina sözcüğü ile desteklediğim bu tümcede "bilimsel" bir ifade olarak ne demek istedim acaba? ![]() Birde bina sözcüğü ile tavan sözcüğünü destekleyelim bakalım. 2-) Belirsizliği "tavana" vurmuş bir anlayış düz mantığa oturmaya mahkumdur. Düz mantık üzerine "bina" edilen savlar en çok 0 / 0 kadar anlamlıdır. Acaba; mantık binası kaç katlı? Tavanı ne renk? Astar boyası vurulmuş mu? Yoksa tavan kendisi bir bina da, binada bir tavansızlık mı peydah olmuş? Sevgili Antiateist; Aristo mantığı (düz mantık) yanlışlığı 2000 yıl önce gösterilmiş bir mantıktır. Bu mantık üzerine kurgulanan (kurgu -> Arapça kökü "bina" ) ifadeler hiç bir sonuç vermemektedir. 1-) Biber acıdır. 2-) Sözlerin bana acı veriyor. Sonuç: Öyleyse sözlerin biberdir. 1-) İki katlı sinema binasının dış cephe boyası dökülmüş. 2-) İfadelerimi Aristo değil Hegel mantığı üzerine bina ediyorum. Sonuç: Öyleyse sinema mantığımın üstünde duruyor. (Ya da mantığım iki katlı. Ya da mantığıma dış cephe boyası atmam gerekiyor)
Sema = GÖK değil, (Bkz. önceki yazım) :-) Bina = DUVARDAN KUTU değil Tavan = DUVAR KUTUNUN KAPAĞI değil Ve evet, çevirmenler oldukça zırvalıyorlar. :-)
"ENİ" diye çevrilen sözcüğün geçtiği diğer ayetlere baktığında bu hurdacı çevirmenlerin; Bahane aramak, yüz çevirmek, sunmak, alet etmek, ima etmek, göstermek, dönmek, aldırış etmek, çekinmek, iman etmemek ve daha pek çok saçmalıkla çevirdiğini görebilirsin.
4/93 Kim inanmış birisini kasden (Görünmez bir direkle) öldürürse yeri, sürekli kalacağı cehennemdir. ALLAH kendisine gazap ve lanet etmiştir. Ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.
Bu ayette "düşmek" olarak çevrilen sözcüğü bak nerelerden hatırlayacaksın şimdi. "O'nu biçimlendirdikten sonra üstüne düşün ve secde edin." Ben sanıyordum ki Allah emretti diye secde ediyorlar. Oysa bu hurdacı çevirmenlerin düzenine göre, melekler ademin üzerine düşüvermiş, madem düştük kafa yere yakın bir de secde edelim demişler. :-) Örnek çok hurdacı hurdalarından... Bir tane daha hatırlatıp diğerlerini kendiniz incelemek üzere bırakayım. "O söz başlarına düşünce yerden bir dabbe çıkarırız..." Demekki kafamıza bir söz düşmeden bu dabbe çıkmayacak. Müjdeyi verelim herkese, bu hurdacı mantığa göre o dabbe hiç çıkmaz. Ya gök düşerse! :-)
Seni sevindirmeyi inan çok isterdim ancak bu kurguda olanaksız bir şey istiyorsun. :-) Allah'ın kullandığı sözcükleri evirip, çevirip, kaydırıp, oynatıp, içini boşalttıktan sonra "çeviri" diye "üç beş kuruşa" satan şarlatanların saçmalıklarından hareketle dayanaksız ve hatalı bir mantık üzerine kurmuşsun yazını maalesef. Yani sana; "Sevgili Antiateist; Tavuk, inekgillerden midir? sarmısakgillerden mi? Ama sadece "A-) İnekgiller ve B-) Sarmısakgiller" seçeneğin var C-) Hepsi ya da D-) Hiç biri gibi seçenek yok. Ona göre yanıtlarsan sevinirim." deseydim, beni sevindirir miydin? :-) Sevgiyle... |
|||||||||
|
Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir; soru sormak aklın dindarlığıdır.
http://www.arifaydogmus.com |
|||||||||
![]() |
|||||||||
|
antiateist
Gönderilenler : 74
Üyelik : 17 Nisan 2009 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Şubat 2010 Saat 06:43 |
||||||||
|
A inekgillerden çıkar. :)
Şimdi sorularımda bir mantıksızlık yok. Sen cevap verecekmisin soruları mı :) |
|||||||||
![]() |
|||||||||
| Yanıt Yaz | Sayfa 123 8> |
| Forum Atla | Forum İzinleri ![]() Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
