

| Yazar | |
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Konu: FLK-YÖRÜNGEGönderim Zamanı: 31 Mart 2009 Saat 17:03 |
|
Enbiya 33 ve huve ellezî halaka el leyle ve en nehâre ve eş şemse ve el qamere. ve odur kio yarattı o geceyi ve o gündüzü ve o güneşi ve o ay'ı. وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ۖ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ kullun fî felekin, yesbehûne herbiri içinde yörünge, yüzüyorlar/yüzerler. - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Yasin 39 ve el kamere kaddernâ-hu menâzile, hattâ âde ke ve o aya takdir ettik ona menziller, oluncaya kadar döndü gibi وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَدِيمِ el urcûni , el Qadîmi hurma salkımının dalı, Eski (kurumuş) - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Yasin 40 lâ eş şemsu yenbegî lehâ , en tudrike el kamere olamaz o güneş gerekir/mümkünOlur ona, erişmek/yetişmek o ay لَا الشَّمْسُ يَنْبَغِي لَهَا أَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا اللَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِ ۚ وَكُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ ve lâ el leylu sâbikun en nehâri , ve kullun fi felekin yesbehûne olamaz o gece öneGeçen gündüz, ve hepsi yörünge de yüzerler. - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Zariyat 7 ve es semâi ve o nitelemedikleriniz وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ zâti el hubuki sahip o sağlam/ kıvrımlı (spiralimsi)/ iç içe dairesel (sarmal)/ yörüngesel,kıvrılarak ilerleyen, yollar. - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Hud 32 kâlû yâ nûhu kad, câdelte-nâ dediR ey nuh olmuştu, bizimle çekiştin/mücâdele ettin fe ekserte , cidâle-nâ öyleki çok oldun/çok ileri gittin, bizimle çekişmede/ mücâdelede قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ fe'ti-nâ bi-mâ , teidu-nâ, in kunte, min es sâdikîne artık bize getir şeyleri/ile, bize vaadettiğin, eğer isen, samimilerden - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Hud 36 ve ûhiye ilâ nûhın enne-hu len yu'mine , min kavmi-ke illâ men kad âmene ve vahyedildi Nuh'a çünkü o/ona/olduğu inanmıyorlar, senin kavminden ancak kimse olmuştu güvenen fe lâ tebteis, bi-mâ kânû yef'alûne üzülme/yeise kapılma, şeyler sebebiyle yapıyorlar Hud 37 vasnaği el fülke , bi a'yuni-nâ ve vahyi-nâ ve inşa et, o yörüngeyi, bizim gözetimimiz ile ve vahyimizle وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْنِي فِي الَّذِينَ ظَلَمُوا ۚ إِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ ve lâ tuhâtıb-nî, fî ellezîne zalemû , inne-hum mugrekûne ve hitap etme bana, o kimseler de karartanlar, çünkü onlar boğulacaklar Hud 38 ve yasneu el fulke ve kullemâ merre aleyhi meleün, min kavmi-hi ve yapıyor o yörüngeyi ve herdefa uğradı ona İleriGelenler(Egemenler), kendi kavminden وَيَصْنَعُ الْفُلْكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ مَلَأٌ مِنْ قَوْمِهِ سَخِرُوا مِنْهُ ۚ قَالَ إِنْ تَسْخَرُوا مِنَّا فَإِنَّا نَسْخَرُ مِنْكُمْ كَمَا تَسْخَرُونَ sehırû min-hu kâle in tesharû , min-nâ fe in-nâ nesharu min-kum, kemâ tesharûne alayEttiler onunla de eğer alay ediyorsunuz, bizimle o zaman biz alay edeceğiz sizinle,gibi alay ediyorsunuz - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Hud 40 hattâ izâ câe emru-nâ ve fâret tennûru kulnâ , ıhmil fî-hâ Geldiğine dek işimiz ve ve kaynayınca tennur dedik, bindir/yükle, onun içine/ona min kullin zevceyn isneyni , ve ehle-ke, illa , men sebeka, aleyhi el kavlu hepsinden, iki unsurdan oluşan, ve aileni/ehlini ancak,kimse geçti, onların üzerlerine/hakkında söz حَتَّىٰ إِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ آمَنَ ۚ وَمَا آمَنَ مَعَهُ إِلَّا قَلِيلٌ ve men âmene ve mâ âmene , mea-hü illa kalîlun ve kimse güvendi ve güvenmedi , onunla beraber ancak azıcık. Hud 41 ve kâle irkebû fî-hâ bi ismi allâhi , mecrâ-hâ ve mursâ-hâ ve dedi binin onun içine Allah'ın adıyla, onun gidişi/akışı ve onun demir atması (durması) وَقَالَ ارْكَبُوا فِيهَا بِسْمِ اللَّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا ۚ إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَحِيمٌ inne rabbî , le gafûrun rahîmun gerçekten Rabbim, mağfiret edendir rahîmdir Hud 42 ve hiye tecrî , bi-him fî mevcin ke el cibâli , ve nâdâ nûhun ibne-hu ve kâne, fi ma'zilin ve o (gemi) akar, onlarla dalgalar içinde,gibi o dağlar, ve seslendi Nuh oğluna oldu,ayrı yer'de وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِرِينَ yâ buneyye irkeb mea-nâ, ve lâ tekun mea el kâfirîne ey oğlum bin bizimle beraber, ve olma beraber o örtenR. Hud 43 Qâle se-âvî ilâ cebelin ya'sımu-nî , min el mâi. Qâle lâ âsıme, el yevme. Dedi sığınacağım birDağ A Kadar korur-beni ,o su dan. Dedi engel olan(engel olucu)/koruyan (koruyucu)yok, bu gün. قَالَ سَآوِي إِلَىٰ جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاءِ ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ إِلَّا مَنْ رَحِمَ ۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ min emri allâhi illâ men rahime. Allah'ın emrinden ancak/başka rahmet ettiği kimse(ler). Ve hâle beyne-humâ el mevcu. fe kâne min el mugrakîne Ve ikisinin arasına girdi o dalga(lar). böylece oldu o boğulanlardan Hud 44 ve kîle yâ ardu ıbleî mâe-ki , ve yâ semâu akliî ve denildi ey arz yut suyunu-senin ve ey sema tut/yağmuru kes/vazgeç وَقِيلَ يَا أَرْضُ ابْلَعِي مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمَاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ ۖ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ve gîda el mâu ve kudıye el emru , ve istevet alâ el cûdiyyi ve çekildi o su ve yerine getirildi o iş, ve yerleşti/durdu üzre o cüdi(me) ve kîle bu'den lil kavmi, ez zâlimîne ve denildi uzakOlsunlar kavme,o karartanlar Hud 45 ve nâdâ nûhun rabbe-hu , fe kâle rabbi, inne ibnî ve seslendi nuh Rabbine , öylece dedi Rabbim, aslında oğlum وَنَادَىٰ نُوحٌ رَبَّهُ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ابْنِي مِنْ أَهْلِي وَإِنَّ وَعْدَكَ الْحَقُّ وَأَنْتَ أَحْكَمُ الْحَاكِمِينَ min ehlî ve inne vaadin senin el hakku. ve ente ahkem el hâkimîne ailemden ve gerçekte va'de-ke o gerçektir.ve sen Eniyihüküm veren o hüküm verenler(in) Hud 46 kâle yâ nûhu inne-hu leyse min ehli-ke , inne-hu amelun, gayru salihin. dedi ey Nuh aslında o değildir senin ehlin den, ki o amel işleyendir,salih olmayan/salih değil. قَالَ يَا نُوحُ إِنَّهُ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ ۖ إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ ۖ فَلَا تَسْأَلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ ۖ إِنِّي أَعِظُكَ أَنْ تَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ fe lâ tes'el-ni, mâ , leyse leke bi-hi , ilmun artık isteme benden, şeyi, değil/olmayan senin onun hakkında, bilmin''gin in-nî eizu-ke, ,en tekûne min el câhilîne Kuşk.ki ben sana öğütlüyorum,olmayasın cahillerden - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Hud 47 kâle rabbi innî eûzu bi-ke , en es'ele-ke ,mâ leyse , lî ,bi-hi dedi Rabbim ben sana sığınırım, senden istemekten, olmayan şey , benim onu/onun hakkında قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ ilmun ve illâ , tagfir-lî ve terham-nî , ekun min el hâsirîne birBilgi ve ancak/olmazsa, mağfiret et beni ve rahmetEt-bana, olurum o hüsrana uğrayanlardan. Hud 48 kîle yâ nûhu ıhbıt, bi selâmin min-nâ, ve berekâtin, aleyke denildi ey Nuh in, selâmetle bizden , ve bereketlerle, senin üzerine/sana ve alâ umemin min men, meâ-ke ve umemun se numettiu-hum ve üzre ümmetler kimselerden,seninle beraber ve ümmetler onları metalandıracağız/faydalandıracağız. قِيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ أُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ ۚ وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ summe yemessu-hum min-nâ azâbun elîmun sonra dokunacak onlara bizden elîm/acı azap Hud 49 tilke min enbâi el gaybi , nûhî-hâ ileyke bunlar haberlerden o orada olmayanlar, vahyediyoruz onu sana تِلْكَ مِنْ أَنْبَاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهَا إِلَيْكَ ۖ مَا كُنْتَ تَعْلَمُهَا أَنْتَ وَلَا قَوْمُكَ مِنْ قَبْلِ هَٰذَا ۖ فَاصْبِرْ ۖ إِنَّ الْعَاقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ mâ kunte , ta'lemu-hâ , ente ve lâ kavmu-ke min kabli,hâzâ, fe isbır inne el âkıbete li el muttekîne sen değildin ,biliyor onu , sen ve değil senin kavmin önce den, bunu,artık sabret çünkü sonuç, o sakınanlar için. Hud 50 ve ilâ âdin , ehâ-hum hûden. Qâle yâ kavmi i'budu allâhe ve, ...e Ad , onların kardeşi (bir) Hud. Dedi ey kavmim kulolun Allah'a وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا ۚ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ إِنْ أَنْتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ mâ lekum min ilâhin gayru-hu , in entum, illâ mufterûne yoktur size ilâhlardan hariç/dışında o, siz / ...sınız , ancak uyduranlar Hud 59 ve tilke âdun cehadû bi âyâti rabbi-him , ve asav rusule-hu ve işte bu Ad inkârettiler/cihad âyetleri Rabblerinin, ve asioldular onun elçilerine وَتِلْكَ عَادٌ ۖ جَحَدُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا رُسُلَهُ وَاتَّبَعُوا أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ ve ittebeû emre, kulli cebbârin anîdin tâbî oldular işe, tüm zorlayıcı, inatçı/ bile bile haktan yüz çeviren/ muhalefet eden Hud 61 ve ilâ semûde ehâ-hum sâlihan . Qale yâ kavmi ı'budû allâhe , ve Semud' a kardeşi-onların birSalih. Dedi ey kavmim abd'ınız allaha, mâ lekum min ilahin, gayru-hu. hüve enşee-kum min el ardı. yok size ilah dan, olmayandır-ona. o sizi yarattı nitelediklerinizden(bildiklerinizden). وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا ۚ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ هُوَ أَنْشَأَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ ve ista'mere-kum , fî-hâ ve size imar ettirdi/mamur hale getirtti, onunla/onda/orada fe istâgfirû-hu , summe tûbû ileyhi. inne rabbî karîbun mucîbun artık ondan mağfiret isteyin,sonra tövbe edin ona.çünkü Rab yakındır icabet edendir Hud 96 ve lekad erselnâ mûsâ bi âyâti-nâ ve sultânin, mubînin وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُبِينٍ ve olandı gönderdik musayı âyetlerimiz ve sultanla, açıklanan Hud 97 ilâ fir'avne ve melâi-hi fe ittebeû emre fir'avne , ve mâ emru fir'avne bi reşîdin إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَاتَّبَعُوا أَمْرَ فِرْعَوْنَ ۖ وَمَا أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ firavun a ve onun ileri gelenlerine , öylece tâbî oldular firavunun işine,ve değildi firavunun işi götürücü Hud 101 ve mâ zalemnâ-hum ve lâkin, zalemû enfuse-hum. fe mâ agnet ve biz onları karatmadık fakat, karattılar kendilerini onlar. öylece fayda/gani vermedi an-hum , âlihetu-hum. elletî yed'ûne min dûni allâhi min şey'in. onlardan/onlara, ilâhları onların. ki'o dua ettikleri Allahın berisinden bir şeyden. وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلَٰكِنْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ۖ فَمَا أَغْنَتْ عَنْهُمْ آلِهَتُهُمُ الَّتِي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَاءَ أَمْرُ رَبِّكَ ۖ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ lemmâ câe emru rabbi-ke , ve mâ zâdû-hum gayre tetbîbin. emir geldiği zaman rabbinin, olmadı artıran onlara olmayan kayıplarını. Hud 103 inne fî zâlike le âyeten , li men hâfe , azâbe el âhıreti çünkü bunlarda elbette bir Kanıt, çekinen kimse'ye,çetini o ahiretin إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِمَنْ خَافَ عَذَابَ الْآخِرَةِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمٌ مَجْمُوعٌ لَهُ النَّاسُ وَذَٰلِكَ يَوْمٌ مَشْهُودٌ zâlike yevmun mecmûun lehu el nâsu , ve zâlike yevmun meşhûdun. işte bu toplanma günü ona o insanlar , ve iştebu günü tanıklık edenin. Hud 104 وَمَا نُؤَخِّرُهُ إِلَّا لِأَجَلٍ مَعْدُودٍ ve mâ nuahhıru-hû illa li ecelin ,ma'dûdin ve biz ertelemeyiz-onu ancak/...den başka bir ecele/zamana ,sayılı (adetli), belirli (metin çevirileri: kuranmeali.org adresinden alınmıştır) |
|
![]() |
|
|
dogan
Gönderilenler : 804
Üyelik : 16 Mayıs 2008 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 31 Mart 2009 Saat 19:27 |
|
sevgili iskit imzan daki meal neysede çünki hiç olmazsa bari diger tüm mealleri bir araya toplamis güya bunlarin arasinda kendini mesrulastircak ama tefsir ile şarlatan birinin propagandasina alet oluyorsun yada bilerek ediyorsun diycem ama senden ummam |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 31 Mart 2009 Saat 19:37 |
|
Âli İmran 45
iz qâlet melâiketu yâ meryemu ,inne allâhe yubeşşiru-ki bi kelimetin min-hu demiş(ler)di işlemci/molekül: ey Meryem, Allah müjdeliyor-seni bir kelime ile ondan/onunla إِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ ismu-hu el mesîhu, îse-bnu meryeme ,vecîhan fî ed dunyâ ve el âhıreti ,ve min el mukarrebîne. onun ismi/niteliği bir Mesihdir, Meryemoğlu İsa, itibarlı dünyada ve ahirette, ve yakın olanlardan. - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Tahrim 8 yâ eyyuhâ ellezîne âmenû, tûbû ilâ allâhi , tevbeten nasûhan asâ ey herhangiler ki o güvenen,tövbe edin Allah'a, nasuh tövbesi olurki/umulur Rabbu-kum en yukeffire an-kum seyyiâti-kum ,ve yudhile-kum ,cennâtin Rabbiniz örtmesi (mastar) sizden kötülükler/günahlarınızı,ve sizi dahil eder/koyar,cennetlere يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ ۖ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَوقُلُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ tecrî min tahti-hâ el enhâru yevme. Lâ yuhzî allâhu nebiyye ,ve ellezîne âmenû mea-hu akar onun altından o nehirler dönemi. rüsva/rezil etmez allah HaberGetirenini, ve ki'o güvenen onunla beraber. nûru-hum yes'â beyne eydî-him , ve bi eymâni-him , onların nurları koşar onların ellerindse/ önlerinde/ayarlamalarında,ve onların sağlarında, yekûlûne rabbe-nâ,etmim lena nûre-nâ ve igfir-lenâ , inne-ke alâ kulli şey'in, kadîrun derler Rabbimiz,tamamla bize nurumuzu ve bizi mağfiret et,çünkü sen herşeye,gücü yeten - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Tahrim 9 yâ eyyuhâ en nebiyyu câhid(i) el kuffâre ,ve el munâfikîne ve igluz aleyhim ey herhangi o HaberGetirici buğuş o örtenlere, ve münafıklara ve sert davran onlara يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ ۚ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ ve me'vâ-hum ,cehennemu. ve bi'se el masîru ve onların barınacağı/sığınacağı yer,cehennem.ve ne kötü varış yeri/ulaşılacak yer - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Tahrim 10 darabe allâhu meselen , li ellezîne keferû imreete nûhin , ve imreete lûtin. vurdu/vurguladı allah misal/örnek,ki'o örtenler için amirini/karısını Nuh'un ,ve amiri Lut'un. kânetâ tahte abdeyni, min ibâdi-nâ sâlihayni ,fe hânetâ humâ ikisi idi altında iki kulun, kullarımızdan iki salihli,böyleyken,hainlik etti/ihanet etti onlar ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ كَفَرُوا امْرَأَتَ نُوحٍ وَامْرَأَتَ لُوطٍ ۖ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ fe lem yugnîyâ ,an-humâ, min allâhi şey'en buyüzden ikisine fayda olmadı,onlardan, allah'tan bir şey ve qîle edhulâ el nâre, mea el dâhilîne ve denildi ikiniz girin o ateşe, beraber o dahil olanlar/girenler - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Tahrim 11 ve darabe allâhu meselen, li ellezîne âmenû emreete fir'avne ve vurdu, vurguladı misal/örnek, ki'o güvenenler için amirini firavun/çıkıntının وَضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ آمَنُوا امْرَأَتَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِنْدَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ iz qâlet rabbi ibni ,lî , inde-ke ,beyten fî el cenneti demişti Rabbim bina et/inşaEt,bana/ benim için,senin yanında, bir beyt cennette ve necci-nî min fir'avne ve ameli-hî , ve necci-nî min el kavmi el zâlimîne ve kurtar-beni firavundan ve yaptıklarından, ve kurtar-beni kavminden o karartanlar. - -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- -- Tahrim 12 ve meryeme, ibnete imrâne elletî ahsanet, ferce-hâ ve Meryem, kızı ümran ki o en güzel idi, onun iffeti fe nefahnâ fî-hi , min rûhi-nâ, ve saddakat bi kelimâti rabbi-hâ böyleyken üfledik nun içine/ona,ruhumuzdan, ve tasdik etti sözlerini Rabbinin وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ ve kutubi-hi ve kânet min el kânitîne ve onun kitaplarını ve idi/oldu kanitinlerden/içtenlilerden (Doğan abi: imza ayarlarımda sadece resim var. çevirileri tam beğenmiyorum ama vurguladığım yerlerin önemi var bana göre) Esenlikler. |
|
![]() |
|
|
dogan
Gönderilenler : 804
Üyelik : 16 Mayıs 2008 Konum : ankara Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 01 Nisan 2009 Saat 14:19 |
|
dogan simdi ne dedi..? niye dedi..?? iste bu yüzden alternatiforum a bayiliyorum (azcik reklam yapam :)) ve bu yüzden sevmiyorum yazilarin silinip degistirilmesini :) sevgiler |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 01 Nisan 2009 Saat 17:31 |
|
güneş yörünge (FLK)'de yüzerken iyi güzel, ama iş Nuh'un yörüngesine (FLK) gelince, o yörüngeyi (el fulke), gemi yapıveriyorlar bir anda ! Enbiya 33 Fi felekin yesbehûne - - yörünge de yüzüyorlar. Yasin 40 Fi felekin yesbehûne - - yörünge de yüzüyorlar. Hud 37 Ve esnaği el Fulke - - ve inşa et o Yörüngeyi Hud 38 Ve yasneu el Fulke - - ve yapıyor o Yörüngeyi arattırdım openburhanda, başka yörünge (FLK) kök harfi bulamadım. yani topu topu 4 tane FLK sözcüğünün ikisi yörünge olmuşken, çevirmenler tarafından, diğer ikisi, gemi olmuş yine aynı çevirmenler tarafından. mitoloji ile iç içe olmayı, vahiyle iç içe olmaktan daha cana yakın bulmuşlar. |
|
![]() |
|
|
Site Sorumlusu
Gönderilenler : 197
Üyelik : 28 Nisan 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 05 Ekim 2009 Saat 06:03 |
|
Sayın İskit İskiçap; bu forum altında çevirileriniz bırakılmış konuya gönderdiğiniz diğer iletiler Açık Forum'a aynı başlıkla "Taşınan İleti" (Tİ) olarak eklenmiştir. Bilgilerinize... |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 15 Ekim 2009 Saat 19:48 |
|
Sağol... *** Büyük Patlama’nın ardından evren soğuyup genişlemeye başladı. Patlamadan 10-6 sn sonra evren, kuark, gluon, elektron ve nötrinolardan oluşan bir çorba durumundaydı. Sıcaklık 1 trilyon dereceye indiğinde bu karışım proton, nötron ve elektronlara ayrıştı. Genişleme ve soğuma sürdükçe bazı proton ve nötronlar, döteryum, helyum ve lityum çekirdekleri oluşturdular. Daha sonra elektronlar, protonlarla ve küçük kütleli çekirdeklerle birleşerek yüksüz atomları oluşturdular. Kütleçekim nedeniyle atomlardan oluşan bulutlar çökerek yıldızları meydana getirdiler. Yıldızlarda önce hidrojen, sonra da helyum atomları birleşip, daha ağır kimyasal elementler oluşturdular. Patlayan yıldızlar ağır elementleri uzaya saçtılar. Dünyamız, bu süpernova patlamaları nın artıklarından oluştu. (Fisyon bölünme demek, füzyon kaynaşma demek oluyor.) Fisyon (Bölünme); Nükleer enerji denince akla ilk gelen, ağır atom çekirdeklerinin parçalanmasıyla açığa çıkan çok güçlü enerjiler. Bunları günlük yaşamımızda kullandığımız elektrik enerjisine çevirmenin aracı ise nükleer enerji santralları. Günümüzde Dünya üzerinde 400’ün üzerinde nükleer santral, hidroelektrik ve termik santrallar ile birlikte insanlığın artan enerji gereksinmelerini karşılamaya çalışıyor. Bir atomun merkezinde proton ve nötron gibi nükleonlardan oluşan bir çekirdek yer alır. Her nükleon aralarındaki "şiddetli" etkileşimin birarada tuttuğu üç kuarktan oluğur. Şiddetli etkileşimin aracı gluon denen kuvvet taşıyıcı parçacıklardır. Bir atom çekirdeğini bir arada tutansa, komşu nükleonlar içindeki kuark ve gluonların şiddetli etkileşimidir. Bir atomda elektronlar, çekirdek yarıçapının on bin katı uzakl›kta dönen bir bulut olufltururlar. Atom çekirdeğiyle elektronları atom yapısı içinde birarada tutan kuvvet elektromanyetik etkileşimdir. Gerçek ölçeğine vurulacak olsaydı, üstteki çekirdeğin çevresinde dönen elektron bulutunun çapı küçük bir kenti kaplardı. |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 15 Ekim 2009 Saat 20:04 |
|
Nükleer tepkimeler, parçalanma ürünlerinin toplam kütlesi, ilk çekirdeğin kütlesinden küçük olduğunda açığa enerji çıkartırlar. E = mc2 denklemi uyarınca "kayıp kütle", ürünlerin kinetik enerjisi biçiminde ortaya çıkar. Fisyon sürecinde ağır bir çekirdek ikiye bölünür ve parçalar da genellikle bir ya da daha çok nötron yayımlarlar. Füzyondaysa, küçük kütleli çekirdekler birleşlip büyük bir çekirdek oluştururlar. Süreçte ayrıca bir ya da daha çok parçacık çekirdek dışına atılır. Bunlar nötron. proton, foton ya da alfa parçacığı (helyum çekirdeği) olabilir. Güneş ve öteki yıldızların yaşamlarının ilk evrelerinde, hidrojen atomları birleşerek helyum oluştururlar. Süreçte foton (ışık) ve nötrino biçiminde enerji açığa çıkar. Daha geç evrelerdeyse, füzyon yoluyla uranyum ve daha ağır elementlere kadar uzanan çekirdekler sentezlenir. Radyoaktif bozunum, çeşitli parçacıklar yayımlayarak bir çekirdeği değiştirir. Alfa bozunumunda çekirdek bir helyum çekirdeği (alfa parçacığı) yayımlar. Beta bozunması iki türlü olur: Çekirdek bir elektron ve bir antinötrino ( ya da bir pozitron ve bir nötrino) yayımlayabilir. ikinci türdeyse, elektron yakalayarak bir nötrino yayımlar. Pozitron, elektronun ters elektrik yüklü "karşı-parçacığı"dır. Karşı-madde, bu karşı-parçacıklardan oluşur. Gerek alfa, gerekse de beta bozunumu, çekirdeği başka bir kimyasal elementin çekirdeğine dönüştürür. Gama bozunumundaysa çekirdek, bir foton (gama ışını) yayımlayarak iç enerjisini azaltır. Bu bozunum atomun kimyasal özelliklerini değifltirmez. Reaktör kalbinin aşırı ısınması durumunda, genellikle boron ve kobalt içeren "kontrol çubukları" devreye sokulur. Bunlar ortamdaki serbest nötronları soğurarak tepkimeyi durdurur. Santral devreden çıkar. Zenginleştirilmiş uranyum içeren yakıt çubukları reaktör kalbine sokulunca, yayıımlanan nötronlar, başka çekirdeklere çarparak onları da parçalar. Serbest kalan enerji ısıya dönüşür. Bir reaktör kalbinde yakıt çubukları, ilk soğutma suyu çevrimine sokularak aşırı ısınma önlenir. Su ayrıca nötronları yavaşlatarak tepkime verimini yükseltir. |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 15 Ekim 2009 Saat 20:18 |
|
İkinci su çeviriminde oluşan buhar, dev türbinler aracılığıyla elektrik enerjisine dönüfltürülür. İkinci su çevrimi, ilk çevrimden ald›¤› ›s›y› buhar jenarötörüne iletir. Bir kaynar su reaktörü. Bu tür reaktörlerde soğutma suyu do¤rudan buhar jenarötörünü çalıştırıyor. Milyonlarca yıllık evrimin sonunda bugün Dünya’daki insanların sayısı 6 milyara ulaştı. Önümüzdeki 50 yıl içinde bu sayı % 50 artarak 9 milyarı aşacağı öngörülüyor. Bu, ısıtılacak ve aydınlatılacak daha çok ev, gıda ve öteki temel gereksinmeleri üretecek daha çok fabrika, bu insanları taşıyacak daha çok otomobil, gemi, uçak, kısacası daha çok enerji demek. Ancak nüfus arttıkça, varolan enerji kaynaklarımıız da ya tükeniyor, ya da aşırı kullan›m yüzünden yeryüzünü ve atmosferi kirletiyor, do¤ayı yaşanmaz hale getiriyor. Bu nedenle araştırrmacılar temiz ve neredeyse tükenmez bir enerji kaynağı elde etmeye çalışıyorlar. Bunun yolu, yıldızların merkezlerinde gerçekleşen bir süreci yeryüzüne indirmek ve evrendeki en hafif ve en bol bulunan hidrojen atomlarını birleştirmek. Ancak bunun için yıldız içlerinde oldu¤undan çok daha yüksek sıcaklıklar gerekiyor. Bilim adamları, yaratıcı yöntemler kullanarak bu hedefe do¤ru hayli yol almş bulunuyorlar. Yapay Füzyon (Yapay Kaynaşma) Yeryüzünde gerçekleşltirilebilmesi için, atomların çok yüksek sıcaklıklara (normal olorak 10 milyon K’nin üzerinde) kadar ısıtılmasını gerektiren bir süreç. Böylesine yüksek sıcaklıklarda atomlar iyonize olurlar (elektronlarını yitirirler) ve plazma haline gelirler. Net enerji kazancı için plazmanın, çok sayıda füzyon tepkimesine olanak verecek bir süreyle birarada tutulması (hapsedilmesi) gerekir. Gerçekleştirilebilmeleri halinde füzyon enerji santralları, döteryum gibi yakıtlar›n bolluğu nedeniyle neredeyse sınırsız bir enerji kaynağı yaratacaklar. Bu amaç do¤rultusunda bir hayli yol alınmış bulunuyor. |
|
![]() |
|
|
iskit_iskicap
Gönderilenler : 321
Üyelik : 22 Mayıs 2008 Aktif Durum : Aktif Değil |
Alıntı Cevapla
Gönderim Zamanı: 15 Ekim 2009 Saat 20:34 |
|
Doğal Füzyon Güneş'e ve öteki yıldızlara güç veren enerjinin adı. Füzyon tepkimelerinde küçük kütleli çekirdekler birleşerek daha büyük çekirdekler oluşturuyorlar. Bu süreçte, Einstein'ın E=mc2 formülü uyar›nca kütle (m), enerjiye (E) dönüşüyor. Güneş'in merkezinde p-p zinciri denen ve hidrojen çekirde¤i olan tek protonlarla başlayan bir dizi füzyon tepkimesi, helyum atomlarının çekirdekleri olan alfa parçacıklarının oluşumuyla sonuçlanıyor. Güneşe enerjisinin çok büyük bir bölümünü sağlayan p-p zinciri, bu işlevini daha milyarlarca y›l sürdürecek. İngiltere’deki Culham Laboratuvarı'nda bulunan JET (Ortak Avrupa Torusu), Tokamak türü deney reaktörlerinin günümüzde varolan en büyüğü. Yüksek maliyeti nedeniyle yapımı tehlikeye giren, ITER Tokamak türü füzyon deney reaktörü. Avrupa ülkeleri ve Japonya, boyutlarını ve fiyatını küçülterek projeyi kurtarmaya çalışıyorlar. ITER reaktöründe vakum odasında plazmayı oda çeperlerinden uzak tutarak soğumasını engelleyen mıknatıs düzeneği. Tipik Plazmaların Özellikleri. Plazmalar, serbestçe hareket eden elektrik yüklü parçacıklardan, yani elektron ve iyonlardan oluşur. Elektronların yüksüz atomlardan koptukları yüksek sıcaklıklarda oluşan plazmalar, do¤ada birçok biçimde görülür. Örne¤in, yıldızlar büyük ölçüde plazmadan oluşur. Plazmalar, özellikleri kendilerini katı cisimlerden, sıvılardan ve gazlardan farklı kıldığı için "maddenin 4. hali" sayılıyorlar. Plazmalar çok farklı yo¤unluk ve sıcaklıkta bulunurlar. Fisyon.pdf |
|
![]() |
|
| Yanıt Yaz | Sayfa 12> |
| Forum Atla | Forum İzinleri ![]() Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma Kapalı Forumda Cevapları Silme Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme Kapalı Forumda Anket Açma Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma |
